excusemebitchimalady


puccamuzik:

Son kez öpüşeceksek eğer, triltonlarca sarımsak sür dudağına.

ayrılığımız trajik değil, mide bulandırıcı olsun, böylesi daha az acılı

(Source: puccaa)


Via PuCCa Muzik

[Flash 9 is required to listen to audio.]

katyaninyazi:

”Paris is always a good idea.” -Audrey Hepburn

Via Ve Bill kendini kullanılmış hissetti.


Ben de sana sarılmak için can atmıyorum bebeğim ancak günün anlam ve önemine uygun davranmak adına sarılmamız gerekiyor. 

Ben de sana sarılmak için can atmıyorum bebeğim ancak günün anlam ve önemine uygun davranmak adına sarılmamız gerekiyor. 


[Flash 9 is required to listen to audio.]

bidakkaa:

Hayır, gerçekten o böyle biri değildi.

“Seni asla bırakamam ben” demişti.

Siz yanlış anlıyorsunuz onu. Hiçbiriniz bilmiyorsunuz.

“Beni bırakmayacaksın değil mi?” demişti biliyor musun?

Aslında o gitmedi. 

“Ben senden başkasına dokunamam ki, onu nasıl olur da öperim?”lerdan bahsedip dururdu hatta.

Gidemez ki. Sadece kaçabilir insandan insana koşar işte.

Bir şarkı, hala onu hatırlatıyorsa, o gitmiş sayılmaz hem. Tam “şuramda” hissettiğim bir şey, -adını koyamadığım- hala onun yüzündense, ben yalnız değilimdir ki aslında.

“Biz” hala bizizdir, sadece zaman değişmiştir.

Onu benim kadar iyi tanıyamazsın sen, yaşadıklarımızı bilmiyorsun zaten.

Bak, yemin ederim ki sana, hatta annemin üzerine yemin edebilirim ki, beni gerçekten seviyordu.

- Sevseydi böyle olmazdı. Sevseydi bunların hiçbirini sana yaşatmazdı.

Ama..

-  Seven insan gitmez. Eğer bir insan gerçekten seviyorsa, karşısındakinin hayatının içine sıçar, hayatını ona zindan eder, her şeyini kısıtlar, ama gitmez. Seven insan gitmez işte be, anlasana.

Tüm bunlar boşu boşunaydı. Haklıydı birileri.

Filmlerdekiler yalandı. Herkes gayet bir anda siktirip gidiyordu.

Şu çalan aptal şarkı bir gerizekalıyı hatırlatmamalıydı artık.

Unutup unutmadığını düşünmemeliydi kimse.

Herkes geçmişinden kopmalıydı. Geri gelmeyeceklerdi.

İnsanlar yanlışların peşinden koşuyordu.

Birileri otobüse yetişmeye çalışıyordu.

Yazılar, notlar, konuşmalar, eşyalar, hatırlatmaktan başka hiçbir sike de yaramıyordu.

Ellerim soğuktu. Aylardan Aralık’tı. Hiç sevmezdim.

Geçen seneyi hatırlatan aylar vardı.

Mart.

Haziran.

Caddede giden bir arabanın plakası nasıl olur da onu hatırlatırdı?

Binlerce kez söylenen bir seni seviyoruma inanmıyorum.

- O sen kaybettin, yenildin zanneder. Ve şimdi sen orospu, orospu çocuğu, şerefsiz diyebilirsin. Sonuna kadar hakkın var. Ama senin çok büyük bir suçun var. Çok iyisin.

Kimse iyiliği hak etmiyordu. Hele o, hiç haketmiyordu.

Belki kötü olsam, birilerinin hayatından rahatca siktirip gidebilirdim. 

Bir daha hiç arkama bile bakmazdım.

Onun hayatına sıçabilirdim.

Gerçekten iyi olmak bir suçtu.

Çünkü masumluk da bir yere kadar olmalıydı.

Via Arda Erel

[Flash 9 is required to listen to audio.]

bidakkaa:

Hayır, gerçekten o böyle biri değildi.

“Seni asla bırakamam ben” demişti.

Siz yanlış anlıyorsunuz onu. Hiçbiriniz bilmiyorsunuz.

“Beni bırakmayacaksın değil mi?” demişti biliyor musun?

Aslında o gitmedi. 

“Ben senden başkasına dokunamam ki, onu nasıl olur da öperim?”lerdan bahsedip dururdu hatta.

Gidemez ki. Sadece kaçabilir insandan insana koşar işte.

Bir şarkı, hala onu hatırlatıyorsa, o gitmiş sayılmaz hem. Tam “şuramda” hissettiğim bir şey, -adını koyamadığım- hala onun yüzündense, ben yalnız değilimdir ki aslında.

“Biz” hala bizizdir, sadece zaman değişmiştir.

Onu benim kadar iyi tanıyamazsın sen, yaşadıklarımızı bilmiyorsun zaten.

Bak, yemin ederim ki sana, hatta annemin üzerine yemin edebilirim ki, beni gerçekten seviyordu.

- Sevseydi böyle olmazdı. Sevseydi bunların hiçbirini sana yaşatmazdı.

Ama..

-  Seven insan gitmez. Eğer bir insan gerçekten seviyorsa, karşısındakinin hayatının içine sıçar, hayatını ona zindan eder, her şeyini kısıtlar, ama gitmez. Seven insan gitmez işte be, anlasana.

Tüm bunlar boşu boşunaydı. Haklıydı birileri.

Filmlerdekiler yalandı. Herkes gayet bir anda siktirip gidiyordu.

Şu çalan aptal şarkı bir gerizekalıyı hatırlatmamalıydı artık.

Unutup unutmadığını düşünmemeliydi kimse.

Herkes geçmişinden kopmalıydı. Geri gelmeyeceklerdi.

İnsanlar yanlışların peşinden koşuyordu.

Birileri otobüse yetişmeye çalışıyordu.

Yazılar, notlar, konuşmalar, eşyalar, hatırlatmaktan başka hiçbir sike de yaramıyordu.

Ellerim soğuktu. Aylardan Aralık’tı. Hiç sevmezdim.

Geçen seneyi hatırlatan aylar vardı.

Mart.

Haziran.

Caddede giden bir arabanın plakası nasıl olur da onu hatırlatırdı?

Binlerce kez söylenen bir seni seviyoruma inanmıyorum.

- O sen kaybettin, yenildin zanneder. Ve şimdi sen orospu, orospu çocuğu, şerefsiz diyebilirsin. Sonuna kadar hakkın var. Ama senin çok büyük bir suçun var. Çok iyisin.

Kimse iyiliği hak etmiyordu. Hele o, hiç haketmiyordu.

Belki kötü olsam, birilerinin hayatından rahatca siktirip gidebilirdim. 

Bir daha hiç arkama bile bakmazdım.

Onun hayatına sıçabilirdim.

Gerçekten iyi olmak bir suçtu.

Çünkü masumluk da bir yere kadar olmalıydı.

Via Arda Erel

[Flash 9 is required to listen to audio.]

bidakkaa:

Sen hala onu özlüyorsun. Onu hala deliler gibi, ilk günki gibi seviyorsun. Onu görünce hala ilk günki gibi heyecanlanıyorsun. Hala ona doğru koşmak istiyorsun. Hala ilk hanginizin mesaj atacağını düşünüyorsun. İlk mesaj atan o olursa hala sanki çok büyük bir olay olmuş gibi havalara uçuyorsun. Hala telefonda konuştuğunuzda ve kapatmanız gerektiğinde “ilk sen kapa ben kapamam” diyorsun. Hala geceleri başını yastığa koyduğunda hayalini kurduğu tek kişi O. Hala sabahları onunla ilgili bir rüyanı hatırlamadığında kendine kızıyorsun. Hala birşeyler yolunda gitmediğinde, yolunda gitmeyen şeyleri anlatmak istediğin tek kişi O. Hala şarkıları dinleyip “acaba o bu şarkıyı biliyor mudur, hiç dinlemiş midir?” diyorsun. Hala şarkılarda “bunu bildiğin benim için yazmışlar” diyorsun. Hala kavga ettiğinizde ve o haksız olduğunda, onu affetmeyi istiyorsun. Hala dışarda kendine dair yeni birşey aldığında, ya da herhangi birşey öğrendiğinde, ilk ona bahsetmek istiyorsun. Hala herhangi bir sınavından iyi bir puan aldığında ilk ona söylemek istiyorsun. Hala kötü bir not alırsan onun kızmasını istiyorsun. Hala herhangi bir mağazaya gittiğinde ona almak istediğin şeyler oluyor, ona çok uyacağını düşündüğün şeyler. Hala başkaları ikinizin adını bir cümlede geçirdiğinde kötü birşey söylerler diye korkuyorsun. Hala onun ayakkabı numarasını, ev adresini, telefon numarasını, en sevdiği dersleri, en sevdiği şarkıyı, hangi takımı tuttuğunu adın gibi biliyorsun. Hala onu itler gibi seviyorsun. Hala onun desteğini bekliyorsun. Hala ona sarılmak istiyorsun. Hala sırf birileri “o artık seni sevmiyor” dediği için gelip herkesin önünde seni sevdiğini söylemesini diliyorsun. Bu satırları okurken hala beraberken yaptığınız şeyler aklına geliyor. Hala ondan vazgeçecek kadar cesaretli davranamıyorsun.

Hala seviyorsun.

Hala kaybediyorsun.

Via Arda Erel

Gidersin, biliyorum.


Ben size söylerim, ya da zaten siz anlarsiniz.

arkadaşlar, müziğe geri dönmüyorum. benim için müziğe geri dönmek; yeniden SAHNEYE ÇIKMAK veya YENİ ŞARKILAR YAZMAK anlamına geliyor. iki fikre de uzağım şu anda, biraz kafamı dinleyeceğim, müzik harici şeylerle ilgileneceğim, hayatımı düzenleyeceğim. ileride canım sahneye dönmek veya şarkı yapmak isterse de yaparım. çok önemli kararlar değil bunlar. vaktinizi gereksiz yere aldığımı hissediyorum bu tarz haberlerle. pardon.

müziği bırakma kararımı verirken ve bunu sizlere duyururken bu olayın bu kadar büyüyeceğini tahmin etmemiştim. sizlere ve kendime karşı bir beyandı sadece. böyle büyütüleceğini bilsem yazmazdım o mektupları. 

konu şöyle; uzun zamandır bu işin içerisindeyim ve angaryalarıyla uğraşmaktan sıkılmış ve eskiden aldığım zevki almamaya başlamıştım. hayatımın diğer alanlarında da eksiklikler görüyordum. ve müziği hayatımın ekseninden çıkarmaya , bu eksikliklere yoğunlaşmaya karar verdim. müzikle arama mesafe koydum böylece.

ayrıca, son zamanlarda işimi eskisi gibi sevgi ve aşkla değil, alışkanlık ve öfkeyle yapmaya başladığımı hissettim, hatta çalışma arkadaşlarıma bile gereksiz bir sertlik uygulamaya başladım. sıkılmışım yaptığım işten. halbuki müzik sevgiyle, arzuyla yapılması gereken bir şey. neyse, duygusal olarak yorgun olduğum o dönemde işi bıraktım ve şu sıralar da sahneye çıkmaya, yeni şarkılar yazmaya filan niyetim yok. belki ileride eski isteğime kavuşur ve dönerim. ama şu an hazır değilim. 

ayrıca, müzik üretimi konusunda da yapacağımı yaptığıma, verimli yıllarımı geride bıraktığıma inanıyorum. illa şarkı yazacağım diye zorlamanın manası yok.
böylece; grubumu dağıttım, iş ilişkilerimi minimuma indirdim, daha önceden anlaştığım konserleri iptal ettim vs. şu anda ise hayatımı yeniden düzenlemekle meşgulüm.

yeni dedikodular ise Aysel Gürel’e saygı albümü nedeniyle olmuş. Aysel’i çok severdim, bana bu albümde bir şiir okuma teklifi yapılınca da kabul ettim. profesyonel bir çalışma değil bu benim için. kendimi, müziğe geri dönmüş hissetmiyorum bunları yaparak. eğer şiiri güzel okursam, bu albümde yer almaya niyetim var sadece.

bu arada, sonradan kafanız karışmasın diye uyarayım; daha önceden hazırlanmış bazı albümlerim de çıkacak önümüzdeki bir yıl içerisinde. kayıtları daha önceden yapılmış konser albümleri, remiksler, toplama albümler gibi şeyler bunlar.

peki, ileride müziğe geri döner miyim? olabilir. ama canım isterse. şu sıralar pek niyetim yok. kaldı ki benim müziğe geri dönmemin veya dönmememin de abartılacak bir durumu yok zaten. 
müziğe geri dönecek olursam, ben size söylerim. ya da zaten siz anlarsınız.

durum budur. 
teoman.


RT @terkedilenkadin: Ve ben en yakın arkadaşımı sevdim. Belki de sevdiğim için en yakın arkadaşımdı.


zaten hep en sevdiklerimizdir..

hayatımızda yeri bambaşka olan insanlar vardır.. sanki vitrinin hangi köşesine, neresine koyacağınızı bilemediğiniz, koyduğunuz yere yakıştıramadığınız daha güzel görünmesini istediğiniz özel eşya gibidir.. özeldir işte.. çok seversiniz.. bi gün konuşmazsanız hemen merak edersiniz.. o güler siz de…

Via Selen's tumblr.

130
To Tumblr, Love PixelUnion